
| |

|
TERÖR SEVGİYLE YOK EDİLİR
2001 yılının Eylül ayında Amerika Birleşik Devletleri'nin iki büyük kentine düzenlenen ve binlerce insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olan saldırıların ardından, tüm dünya "terörizm" kavramını yeniden tartışmaya başladı. Saldırıyı takip eden günlerde, başta Amerika olmak üzere tüm dünyada büyük bir korku ve panik havası yaşandı. Ancak bu şok kısa sürede atlatıldı ve herkes "terörizmle nasıl mücadele etmeliyiz?" sorusunun cevabını aramaya başladı.
Amerika kısa süre içinde, pek çok ülkenin desteğiyle güçlü bir koalisyon oluşturdu ve terörizme karşı dünya çapında bir mücadele başlattı. Ancak yapılan mücadelenin askeri alanda kısıtlı kalmasının yeterli olmayacağı daha en başından biliniyor ve pekçok yetkili tarafından dile getiriliyordu. Peki terörizmle nasıl mücadele etmek gerekiyordu?
Biz bu kitabımızda, terörle mücadelenin ve onu ortadan kaldırmanın yolunun "sevgi" olduğu üzerinde duruyor, Kuran'dan, İncil'den ve Tevrat’tan örnekler vererek terörün tüm İlahi dinlerce yasaklanan, lanetlenen bir zorbalık olduğunu ortaya koyuyoruz.
Ayrıca terör ile tek mücadele yönteminin din ahlakının insanlara kazandırdığı sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, ince düşünce, affedicilik, hoşgörü ve adalet anlayışı olduğunu tarihten örneklerle gözler önüne seriyor ve "Allah barış yurduna çağırır..." (Yunus Suresi, 25) ayeti gereği insanları barış ve sevgi dolu bir dünya oluşturma konusunda gayret göstermeye davet ediyoruz. |
|
| |

|
TERMİT MUCİZESİ
Yeryüzünde insanı hayrete düşürecek kadar farklı çeşitte canlı türü yaşar. Görmeye alışık olduğumuz karıncalar, balarıları, köpekler, kediler, sinekler, örümcekler, atlar, tavuklar, martılar, serçeler ve diğerlerinin yanısıra bir de pek sık rastlamadığımız canlılar vardır.
Dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan, kimi zaman ismini bile duymadığımız, duysak da neye benzediğini bilmediğimiz milyonlarca canlı türü yaşamaktadır. Bu kitapta konu edilen canlı da çevremizde görmeye alışık olmadığımız bir böcek türüdür. Yaşantısı ve görünüşü ile kısmen karıncalara benzeyen bu türün ismi "termit"tir.
Termit hakkında bir kitap bazı insanlar için şaşırtıcı olabilir. Küçük bir böcek hakkında anlatılacak çok fazla şey olamayacağını düşünenler çıkabilir. Ancak bu düşüncenin yanlış olduğu, termitlerin özellikleri okunduğunda hemen fark edilecektir. Çünkü bu küçük canlı insana çok farklı bir düşünce ufku açabilecek özelliklerle donatılmıştır. |
|
| |

|
TAPINAK ŞÖVALYELERİ
Tapınak Şövalyeleri, daha önce Yeni Masonik Düzen (1995) ve Global Masonluk (2002) gibi eserlerimizde de kısmen incelediğimiz gibi, kökeni Haçlı Seferleri’ne dayanan bir örgüttür. Hıristiyanlık uğruna savaşmaya and içmiş bir Haçlı tarikatı olarak kurulmuş, ancak zamanla hem sapkın bir öğretiye kapıldığı hem de maddi çıkara dayalı kapitalist bir düzen kurduğu için Kilise ile ters düşmüştür. Tapınakçılar hakkındaki söylentiler sonucunda tarikat, Fransa Kralı ve Papa’nın ortak kararıyla dağıtılmış ve şövalyeler tutuklanmıştır. Yıllar süren sorgulamalar sonucunda tarikatın gerçekten sapkın bir öğretiye inandığı, bugün Satanizm gibi akımlarda gördüğümüze benzer kara büyü ayinleri yaptığı ortaya çıkmış ve örgüt tamamen yasaklanmıştır. Bazı tarihçiler, Tapınakçıların yargılanması ve dağıtılmasının Ortaçağ’ın en önemli sosyal olaylarından biri olduğunu belirtirler. Çünkü tarikat, yasaklanmadan önce gerçekten büyük bir güce ulaşmıştır. |
|
| |

|
SOYKIRIM VAHŞETİ
Irkçılık, insanlığa büyük acılar ve felaketler yaşatmış bir ideolojidir. Özellikle 19. ve 20. yüzyıl, ırk adına işlenen cinayetlerle doludur. Dünya üzerindeki farklı ırkçı rejim veya örgütler, ideolojik saplantıları uğruna masum insanları aşağılamış, zulme uğratmış ve katliamdan geçirmiştir. İşin ilginç bir yönü ise, farklı milletlerin ırkçıları arasında kimi zaman gizli bazı işbirlikleri kurulmuş olmasıdır. Bu kitapta, söz konusu gizli işbirliklerinin belki de en ilginci anlatılmaktadır: Alman ırkçılığı adına dünyayı kana bulayan Nazi İmparatorluğu ile Yahudi ırkçılığı adına Ortadoğu'yu kana bulayan Siyonizm arasındaki gizli ittifak.
Bu ittifak, ilk bakışta pek çok insana şaşırtıcı ve hatta saçma gelebilir. Oysa, farklı ırkların ve inançların bir arada barış içinde yaşayabileceğine inanmayan, ırklar ve milletler arasında daimi bir çatışma olması gerektiğini savunan bu iki ideoloji, çok somut bir işbirliğine girmiştir. Siyonistler, Avrupalı Yahudileri Filistin'e gönderebilmek için, en büyük Yahudi düşmanları olan Naziler'in baskı ve zulümlerine destek vermişlerdir.
Genellikle bu konuları ele alan çalışmalar, belirli çevreler tarafından antisemit olmakla itham edilmektedir. Oysa kitapta delilleri ile ortaya koyduğumuz gibi, antisemitizm din dışı bir ideolojidir ve bir Müslümanın antisemit olması kesinlikle mümkün değildir. Dileğimiz, hem Nazizm gibi antisemit hareketlerin hem de Siyonizm gibi Yahudiler adına ırkçılık yapan ideolojilerin tarihe karışması ve her ırk ve inancın barış içinde yaşayacağı, adaletin hakim olduğu bir dünya düzeninin kurulmasıdır. |
|
| |

|
SONSUZLUK BAŞLAMIŞ DURUMDA
Sonsuz zaman deyince genellikle insanların aklına yüz bin yıl, bir milyon yıl ya da bir milyar yıl gibi rakamlar gelir. Bu sürelerin çok uzun olduğu, asla tükenmeyeceği düşünülür. Sonsuz uzaklık deyince de yine genellikle akıllara yüz bin ışık yılı, bir milyon ışık yılı ya da bir milyar ışık yılı gibi uzaklıklar gelir.
|
|
| |

|
SİYONİZM FELSEFESİ
Yıllardır izlediğiniz haberlerde, okuduğunuz gazetelerde Ortadoğu’da neredeyse hemen her gün bir çatışma yaşandığına tanık oluyorsunuz. Her iki taraftan da pek çok masum insan; kadın, çocuk, genç, yaşlı bu acımasız savaşın hedefi oluyor. Evler, okullar, hastaneler ve hatta ibadethaneler yakılıp yıkılıyor. Yıllardır durmak bilmeyen bu kavga ve savaşın, akan gözyaşının ve kanın en önemli sorumlusu Siyonist ideolojidir.
|
|
| |

|
SİVRİSİNEK MUCİZESİ
Gözler Allah'ı göremez, ama O, varlığının sayısız delilini insanların gözleri önüne sermiştir. Allah sonsuz aklını ve bilgisini dilediği canlı üzerinde gösterir. Sonsuz merhametinden dolayı, insanların Kendi varlığını kolaylıkla fark edebilmeleri için umulmadık en aciz, hiçbir akla ve zekaya, hatta beyne bile sahip olmayan canlılara akılalmaz işler yaptırır.
Bunun bir sonucu olarak, kuşlardan sürüngenlere, balinalardan böceklere kadar büyük küçük birçok canlı, kendilerinden beklenmeyecek derecede akılcı ve başarılı davranışlar sergilerler. Bu hareketlerin çoğu insanları şaşırtır. Bir çoğunun -örneğin örümceğin çelikten daha sağlam bir ip üretmesinin- karşısında ise, kendini akıllı, bilgili, bilinçli gören insanoğlu bile aciz kalır.
Bu kitabın konusu olan sivrisinek de, insanları hayrete düşürecek davranışlar sergileyen söz konusu canlılardan biridir.
Ancak sivrisinek, bu canlılardan en sık karşılaştığımız, varlığına en alışık olduğumuz, belki de en az önemsediğimiz ve en değersiz gördüğümüzdür. "O halde, neden sivrisinek?" sorusu gelebilir insanın aklına. Allah, bu sorunun cevabını Kuran'da şöyle bildirmektedir:
"Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rableri’nden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkar edenler ise, 'Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?' derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz." (Bakara Suresi, 26) |
|
| |

|
SİNSİ BİR TEHLİKE GAFLET
İnsanların bir kısmı, Allah'ın açık ayetlerinden, emir ve yasaklarından habersiz bir şekilde, sadece kendi istek ve arzuları doğrultusunda yaşarlar. Oysa yalnızca kısa bir süre yaşanan dünya hayatı bir gün herşeyiyle sona erecektir. Onlar ise, kendileri ve Allah'ın hoşnutluğundan uzak bir hayat süren diğer insanlar için hazırlanmış olan şiddetli ve ebedi azaptan habersizdirler.
İnsanların, Allah'ın açık delillerine, emir ve uyarılarına rağmen gösterdikleri bu şuursuz, kayıtsız ve ilgisiz tutumlarına "gaflet" adı verilir. Gaflet, tüm insanları, dikkatli olmadıkları ve Allah'a gönülden boyun eğmedikleri sürece tehdit eden çok büyük bir tehlikedir. Çünkü gaflette olan ya da gaflete sürüklenen bir kişi içinde bulunduğu durumu fark etmez, fark etse de önemsemez. Dolayısıyla, bu kitabı eline alan her okuyucu, kendisinin de gaflette olabileceğine ihtimal vererek okumalı, kendini bu sinsi tehlikeden uzak ve güvende görmemelidir. Çünkü Rabbimiz Kuran'da, "Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden." (Alak Suresi, 6-7) şeklinde buyurmuştur.
Bu kitapta, gafletin Kuran'a göre tanımı yapılmakta ve insanlar bu sinsi tehlikeye karşı uyarılmaktır. |
|
| |

|
ŞEYTANIN ENANİYETİ
Enaniyet terimi Arapçada "ben" anlamına gelen "ene" kelimesinden türemiştir. Kişinin kendisine müstakil bir benlik vermesi, hem kendi varlığını hem de etrafındakilerin varlığını Allah'tan bağımsız görmesi, yaşamını bu yanlış bakış açısına göre düzenlemesi anlamına gelir. Enaniyet şeytanın karakterinin en temel özelliğidir. Dolayısıyla "enaniyet" ve ondan kaynaklanan kibir, tüm sapkınlıkların kaynağıdır. Kibir, enaniyetin dışa vurumlarından biridir.
Kibirli insanların temel özelliği, yaratıldıklarını ve ölümlü olduklarını unutmaları, Allah'a karşı içinde bulundukları acizlik ve fakirliği hiç düşünmemeleridir. Bu insanlar, bulundukları ortam ve şartlar her ne olursa olsun boş bir gurura kapılacak sebepler bulabilirler. Enaniyetlerinden dolayı Allah'a karşı büyüklenen ve Kuran ayetlerinden yüz çeviren bu kişiler, tavırlarının karşılığını hem
dünyada hem de ahirette alacaklardır.
Bu kitabın amacı, enaniyeti Kuran'da bildirildiği üzere gizli ve açık bütün yönleriyle gözler önüne sererek, etkisi altına almaya çalıştığı herkesi bu pislikten arınmaya ve sakınmaya davet etmektir. |
|
| |

|
ŞEYTANIN BİR SİLAHI: ROMANTİZM
Dinden uzak toplumlarda çoğu zaman doğrular yanlış, yanlışlar ise doğru olarak tanıtılır. Allah’ın hoşnut olmayacağı, hatalı bir tavır takdir ve teşvik görürken, güzel bir tavır ise son derece sıradan karşılanabilir, hatta eleştiri konusu olabilir. Eğri ve doğruların birbiriyle karışması, dinden uzak yaşayan toplumlarda sıkça rastlanan hatta genel yapıyı oluşturan bir durumdur.
|
|
| |

|
SAVUNMA SİSTEMİ MUCİZESİ
Hayatımız boyunca onlarca, belki yüzlerce kez hasta oluruz. Bitkinleşir, ateşlenir, yatağa düşer, ama bir kaç gün sonra da iyileşiriz. Peki bu hastalık sırasında vücudumuzda ne olmaktadır?
Bizim "hastalanma" ve "iyileşme" dediğimiz bu olaylar sırasında vücudumuzda olağanüstü bir savaş yaşanır. Hastalanmamıza neden olan şey, vücudumuzda yabancı bir takım "canlıların" girmesidir. Gözle göremediğimiz mikroplar vücuda girerek hızla yayılmaya başlarlar. Eğer vücudun bu istilaya karşı koyacak bir mekanizması olmasa, bizi bir haftaya kalmadan ölüme sürükleyebilecek minik canavarlardır bunlar.
Ama vücudun mikroplara karşı koyan bir mekanizması vardır. Hem de, "savunma sistemi" olarak bilinen bu mekanizma, dünyanın en disiplinli, en kompleks ve en başarılı ordusudur. Piyadelerden, ağır zırhlılardan, istihbarat birimlerinden oluşan ve hatta düşmanları fişleyen bir "bilgi işlem" merkezi bulunan savunma sistemi, yaşamımız boyunca mikroplarla savaşır.
Bu sistem, Allah'ın üstün yaratışının bir ispatıdır. Canlılığı rastlantılarla açıklamaya çalışan evrim teorisi ise, savunma sistemindeki olağanüstü özellikler karşısında çaresizdir. |
|
| |

|
SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK
Gerek Atatürk'ü yakından tanıyan kişilerin aktardıkları bilgiler, gerekse Atatürk'ün hayatını anlatan güvenilir kaynaklar incelendiğinde, Atatürk'ün sarsılmaz bir Allah inancına sahip, Kuran'ı Kerim'i kendisine rehber edinmiş
samimi bir Müslüman olduğu görülecektir.
Bu kitapta, Atatürk’ün samimi bir dindar olduğu gerçeği gözler önüne serilmektedir.
|
|
| |

|
SAKIN UNUTMAYIN
Bir düşünün; hayatınız boyunca unutmamanız gereken ne kadar çok detay var. Daha sabah kalktığınız andan başlayarak, gün boyunca "bunu kesinlikle unutmamam gerek" diye kendinize telkin ettiğiniz pek çok konuyu düşünüyorsunuz. Peki ya bunlarla kıyaslanamayacak kadar önemli bir konuyu unutmuşsanız?...
O konu, bu dünya üzerinde ne amaçla var olduğunuz konusudur.
İnsan unutkandır. Kendini yaşadığı olaylara kaptırır ve iradesini kullanmazsa, asıl dikkatini vermesi gereken konulardan uzaklaşır. Allah'ın her an kendisini izlediğini, dinlediğini, yaptığı herşeyin hesabını Allah'a vereceğini, ölümü, mezarı, cennetin ve cehennemin varlığını, her olayın Allah'ın yarattığı kader ile meydana geldiğini, karşılaştığı herşeyde bir hayır olduğunu unutuverir. Bu kitabın amacı ise unutulmaması gereken bu temel gerçekleri hatırlatmaktır.
Bu kitapta size hatırlatılacaklar, "unutmasam iyi olur" deyip geçebileceğiniz şeyler değildir. Unutmayın ki bunları hatırladığınız sürece Allah'a gereği gibi kulluk edebilirsiniz. Ve unutmayın ki ancak bu şekilde dünyada ve ahirette kurtuluş bulabilirsiniz. |
|
| |

|
SAKIN ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN
* ALLAH’IN APAÇIK OLAN VARLIĞINI,
* EVRİMİN BİR ALDATMACA OLDUĞUNU, HERŞEYİ ALLAH'IN YARATTIĞINI,
* ÇEVRENİZDEKİ CANLILARDAKİ MUCİZEVİ ÖZELLİKLERİ, MÜKEMMELLİKLERİ,
* SAHİP OLDUĞUNUZ HERŞEYİ ALLAH’IN NİMET OLARAK VERDİĞİNİ,
* BU DÜNYADA UZUN SÜRE KALMAYACAĞINIZI,
* ÖLÜM GERÇEĞİNİ VE YAKINLIĞINI,
* KURAN’IN HAK KİTAP OLDUĞUNU, ONDAN HESABA ÇEKİLECEĞİNİZİ,
* VİCDANINIZIN HER AN DOĞRUYA ÇAĞIRAN SESİNİ,
* RABBİMİZ OLAN ALLAH'IN GÜZEL AHLAKLI OLMAYI EMRETTİĞİNİ,
* BÜTÜN KÖTÜLÜKLERİN KAYNAĞININ DİNSİZLİK OLDUĞUNU,
* AHİRETİN VE HESAP GÜNÜNÜN VARLIĞINI,
* CEHENNEMİN SONSUZ BİR AZAP YURDU OLDUĞUNU,
* MADDENİN ASLI İLE MUHATAP OLAMADIĞINIZI,
* ZAMANIN DEĞİŞKEN BİR ALGI OLDUĞUNU VE KADER GERÇEĞİNİ,
SAKIN ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN! |
|
| |

|
SAHTE DÜNYANIN ACILARI
Dünya hayatındaki tüm güzelliklere dair bilinmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır; Rabbimiz'in bildirdiği gibi, "... Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir." (Al-i imran Suresi, 185)
Dolayısıyla insanın çok kısa olan dünya hayatını kendisine amaç edinip geçici dünya nimetlerinin hırsıyla hareket etmesi büyük bir aldanıştır. Allah dünya hayatında elde edilen yararların geçici ve değersiz olduğunu ayetlerde hatırlatmaktadır. Ayrıca Allah, gerçek hayatın yaşanacağı sonsuz ahiret için çaba harcayanlara hem dünyada hem de ahirette "güzel bir hayat" vereceğini vaat etmiştir. (Nahl Suresi, 97) Aksinde ise, insanlar için dünya hayatında "sıkıntılı bir geçim" vardır.
Müminler Kuran'da bildirilen bu gerçeklerin farkındadırlar. Yaşadıkları her anın, dünya hayatında karşılarına çıkan herşeyin imtihanlarının bir parçası olduğunu bilirler. Bu nedenle dünya nimetlerine karşı tutkulu bir sevgi duymaz, bütün hayatlarını kendilerine vaat edilen ahireti kazanabilecekleri şekilde geçirirler.
Bu kitapta, her zaman ve her yerde karşılaşabileceğimiz örneklerle, dünya metaının sahteliğine aldananların yaşadıkları yersiz üzüntülerin ve sıkıntıların yanısıra bunlardan kurtulmanın yollarına, ayrıca asıl hayatları olan ahiret için çaba harcayan müminlerin huzur dolu yaşantılarına yer verilmektedir. Allah'ın "Size verilen herşey, yalnızca dünya hayatının metaı ve süsüdür. Allah Katında olan ise, daha hayırlı ve daha süreklidir. Yine de, akıllanmayacak mısınız?" (Kasas Suresi, 60) ayetiyle bildirdiği gerçek hatırlatılarak, insanlar "daha hayırlı ve daha sürekli olana", Allah'ın rızasına uygun bir yaşam sürmeye davet edilmektedirler. |
|
| |

|
RESULLERİN MÜCADELESİ
Allah, tarih boyunca yaşamış olan tüm toplumlara Kendi ilahi mesajını iletecek Resuller yollamıştır. Kuran'da da dikkat çekildiği üzere, bu Resullerin tüm davranışları, ahlaki özellikleri, müminler için örnektir. Bu nedenle her mümin Resullerin yaşadıklarını dikkatle incelemeli ve öğrenmelidir.
Resullerin Kuran'da anlatılan mücadeleleri de kuşkusuz tüm müminler için aydınlatıcı ve yol göstericidir. Bu kitapta verilen örneklerle peygamberlerin güzel ahlakları ve samimi çabaları bir kere daha hatırlatılmaktadır. Peygamber kıssalarında iman edenler için önemli dersler olduğu Kuran'da şöyle bildirilmektedir:
Andolsun, onların (Resullerin) kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111) |
|
| |

|
RESULLERİMİZ DİYOR Kİ
Gelmiş geçmiş tüm ümmetlere, onları Allah'ın doğru yoluna çağıran resuller gönderilmiştir. Resuller, insanlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatan, onlara Allah'ın dinini tebliğ eden, Allah'ın kendilerinden istediklerini, yapmaları ve sakınmaları gereken şeyleri bildiren, onları cehennem azabına karşı uyaran ve cennetle müjdeleyen insanlardır.
Resullerin hayatları ve mücadeleleri düşünen ve öğüt almasını bilen müminler için ibretlerle doludur. Bu kitapta Allah'ın resullerinden bir bölümünün, gönderildikleri topluluklara yaptıkları tebliğler aktarılmaktadır. Bunda hedeflenen ise, hem Allah'ın şerefli elçilerinin üstün ahlak özelliklerini ve din ahlakını tebliğ etme konusunda gösterdikleri eşsiz samimiyet, çaba ve kararlılığı hatırlatarak onlara olan saygı, hürmet ve sevgimizi tazelemek, hem de tebliğ ettikleri konuların ehemmiyetine dikkat çekmektir.
Bunun de ötesinde, bu resullerin, gönderildikleri topluluklara anlattıklarını bir kez daha hatırlayarak, kendi üzerimizdeki eksikleri ve yanlışları gözden geçirip telafi etmektir. Zira Kuran'da yer alan tüm kıssalar ve bilgiler, öncelikle müminlerin öğüt alıp düşünmeleri ve doğru yolu bulmaları için anlatılmıştır. |
|
| |

|
PROTEİN MUCİZESİ
Günlük yaşamda "protein" kavramı genellikle iyi bir beslenmeyi çağrıştırır. Çoğu kimse, bir insanın sağlıklı bir beden için bol miktarda protein alması gerektiğini duymuştur, ama bundan daha fazlasını bilmez. Oysa proteinler, bize önemli gerçekler gösteren mucizevi moleküllerdir. Farklı atomların farklı şekillerde, ama mutlaka belirli bir plana göre dizilmesiyle oluşan bu dev moleküller, bizlere yaratılışın ne kadar büyük bir sanat olduğunu göstermektedirler.
Bu kitapta proteinlerdeki bu büyük sanat incelenmekte ve Allah’ın canlılığı ne kadar muhteşem bir ilimle yarattığı gözler önüne serilmektedir.
Kitapta ayrıca yaratılışı reddeden Darwin’in evrim teorisi de ele alınmakta ve bu teorinin ne kadar büyük bir aldanış olduğu ispatlanmaktadır. Sadece tek bir proteinin yapısındaki tasarım bile, canlılığı tesadüflerle açıklamaya çalışan bu teoriyi yıkmaya yeterlidir... |
|
| |

|
PİŞMAN OLMADAN ÖNCE
Allah'a iman etmeyen insanlar yaşamları boyunca sık sık pişmanlık duygusuna kapılırlar. Tevekkül sahibi olmadıkları için, karşılaştıkları zorluklarda veya yaptıkları bir hatada müthiş bir iç sıkıntısı yaşarlar. Hayatları boyunca pek çok olayda "keşke" kelimesini kullanırlar; "keşke yapsaydım", "keşke söyleseydim", "keşke gitseydim"…
Ancak bundan daha önemli bir konu vardır ki, o da dünyadayken yaşadıkları bu sıkıntılı pişmanlıktan çok daha büyüğünün ahirette karşılarına çıkacak olmasıdır. Hayatları boyunca dinden uzak bir yaşam süren insanlar, ahirette dünyada geçirdikleri her dakikanın an an pişmanlığını duyacaklardır. Çünkü dünyadayken çoğu defa uyarılmış, doğru yola davet edilmişlerdir. Dünya hayatı boyunca kendilerine, düşünebilecekleri ve doğruyu bulabilecekleri çok fazla süre verilmiştir. Ancak bu anları hep göz ardı etmiş, uyarıldıklarında dinlememiş ve dünya hayatının hiç son bulmayacağı gibi bir hisse kapılarak ahireti unutmuşlardır. Ne var ki cehennem ile karşılaştıklarında, hatalarını artık geri dönüp telafi etme imkanı bulamayacaklardır.
Bu kitabın amacı, "keşke akıl etmiş olsaydık, keşke Rabbimizin ayetlerini yalanlamamış olsaydık, keşke bizi uyaranların sözlerine uysaydık…" diyecekleri ve toprak olup, yok olmayı dileyecek kadar büyük bir pişmanlık duyacakları böyle bir güne karşı insanları uyarmak ve henüz telafi imkanı varken Allah için yaşamaya çağırmaktır. |
|
| |

|
ÖRÜMCEKTEKİ MUCİZE
Bazı insanlar bu kitabı gördüklerinde, kitabın konusunun kendilerini pek ilgilendirmediğini düşünebilirler. Kendi kendilerine, küçük bir böcek hakkında yazılmış bir kitabın hem onlara fazla bir şey ifade etmeyeceğini, hem de içinde bulundukları "yoğun tempo" nedeniyle bu tür bir kitaba ayıracak zamanları olmadığını söyleyebilirler.
Buna karşın, aynı kişiler, belki de ekonomiyle ya da siyasetle ilgili bir araştırma kitabını ya da bir romanı daha çekici ve daha "yararlı" bulabilirler. Ya da "hayatta başarılı olma sanatı" türünden kitapların kendilerine çok daha fazla katkıda bulunacağını sanabilirler.
Oysa gerçek şu ki, şu anda elinizde tuttuğunuz kitap onu okuyan kişilere, şimdiye dek okuduğunuz pek çok kitaptan çok daha fazla "yararlı" olacak, ona çok daha fazla katkı sağlayacaktır. Çünkü bu kitap, örümcek denen küçük hayvanın özelliklerini sıralamak için yazılmış bir biyoloji kitabı değildir. Kitap, küçücük bir canlı olan örümceği konu edinir fakat yönelttiği gerçek ve verdiği mesaj çok büyüktür. Çünkü örümcek konusu, bir böcek cinsi hakkında kitap yazmış olmak için değil, çok daha büyük ve hayati bir gerçeğe işaret etmek için ele alınmıştır.
Bir anahtar gibi... Anahtar tek başına önemsiz gibi gözüken bir alettir. Onu daha önce hiç anahtar görmemiş dolayısıyla anahtar ile kilit arasındaki ilişkiden haberi olmayan bir insana verirseniz, elindeki şeyi anlamsız ve işe yaramaz bir metal parçası olarak görecektir. Oysa bazen bir anahtar, açtığı kilidin arkasındaki şeye göre, dünyanın en önemli şeylerinden birisi olabilir.
Bu kitap da, örümceği tek başına bir konu olarak ele almak amacıyla değil, onu bir "anahtar" olarak kullanmak amacıyla yazılmıştır. Bu anahtarın açtığı kilidin arkasındaki gerçek ise, bir insan için tüm yaşamı boyunca karşılaşabileceği en büyük gerçektir.
Gerçek şudur; insan ve içinde yaşadığı evren, en ince noktasına kadar Allah tarafından yaratılmıştır ve O'nun varlığını göstermek, O'nu yüceltmek için vardırlar. Bundan dolayı da, bu evrenin içinden çekilip alınacak tek bir parça, örneğin tek bir bitki ya da tek bir hayvan hakkında düşünmek, insanı tüm bir evrenin anlamını kavramaya yaklaştırabilir. Tek bir canlı, evrenin anlamını kavramaya yarayan bir "anahtar" olabilir.
Örümceklerin çok az kimse tarafından bilinen şaşırtıcı ve hayranlık verici özelliklerini anlatan ve bunu yaparken hep "nasıl" ve "niçin" sorularını soran bu kitap, işte bu amaç için yazılmıştır. Ve sırf bu amaç nedeniyle de, şimdiye kadar okuduğunuz pek çok kitaptan daha önemlidir.
|
|
|
|